Ne yazık ki modern hayat bize mesafeyi öğretti. “Yanlış anlaşılır mıyım?”, “Karşılık almazsam ne olur?” gibi endişeler, insani reflekslerimizin önüne geçti. Oysa selam vermek kaybettirmez, gülümsemek küçültmez. Aksine, insanı insan yapan inceliği hatırlat
Sabah aceleyle çıktığımız evlerden, kalabalık sokaklara, caddelere karışıyoruz. Gözlerimiz telefonda, aklımız yapacağımız işlerde … Aynı asansöre biniyor, aynı yolları paylaşıyor, aynı sırada bekliyoruz ama çoğu zaman birbirimize değmeden geçip gidiyoruz. Oysa aradaki mesafe bir “selam” kadar yakın bir “gülümseme” kadar ince.
Selam vermek, sadece bir kelime söylemek değildir. “Seni fark ediyorum”, “Buradasın ve varsın” demenin en sade hâlidir. Gülümsemek ise sessiz bir cümle kurar; karşılık beklemeden iyi niyet sunar. Üstelik ne yaş, ne mevki, ne de dil ister. Herkesin anlayabildiği ortak bir dildir.
